Pazar, Ekim 05, 2008

Evlilik,erkek ve emeğin değeri

Bu yazıyı yazmamın sebebi eleştirmek değil sadece bir tespit ,düşünce sistemimizde varolan temel bir çarpıklığın tespiti.
Bugün yeni bir mini pizza tarifi denedim.Aslında güzel olacakmış gibi görünüyordu ve karışım ölçüleri mantıklı gibiydi.Ama sonuç kötü oldu,gerçekten kötüydü.Yemeğe çalışırken o tuhaf şeyi şöyle dedim.
'Bu kadar zaman harcayıp uğraştığıma mı üzüleyim yoksa yazık olan malzemelere mi?'
O da 'tabii ki malzemelere üzülmelisin' dedi.
İşte bu benim için bir aydınlanma anı oldu.Dönüp şöyle dedim.'Peki neden böyle söyledin?Benim emeğimin hiç bir değeri yok mu?Malzemeler benim emeğimden daha mı değerli göründü sana?'
O da hemen düzeltti.Öyle demek istemedim hem emeğine hem malzemelere üzülmeliyiz diyecektim dedi.Sonra o sert kupkuru hamur parçasını alıp çiğnemeye çalışırken 'o kadar da kötü değilmiş diye ekledi.Bu çabayı görünce biraz kızgınlığım azaldı ve elimde olmadan gülümsedim.
Ama düşünmeye ve düşüncelerimi paylaşmaya başladım.
İlk cümleyi neden kurmuştu?
Çünkü ben emeğim için para istemiyordum ve para değerli birşeydi; karşılığında çalışırdınız hatta bazen çok çalışmanız bile gerekirdi.Ve tabii ki paranın asıl sahibi ve sorumlusu erkekti.Onun gözünde kendi emeğinin karşılığı, benim karşılık istemediğim emeğimden daha değerliydi.
Bunları söze dökmese de bana hissettirmese de düşünce sisteminde böyleydi.Ve tuhaf olan bunu benim de normal karşılamamdı.Ama niye normal karşılıyordum ki?Hem gerçekten o kadar normal miydi?
Erkekler zengin olmak için uğraşırlar ama iş para harcamaya geldiği zaman ancak bir amaç uğruna harcarlar.Buna kadınlar ile olan ilişkileri de dahildir.Ve toplumun genel kuralları, ahlaki değerleri onların bu eğilimlerini sonuna kadar destekler.
Oysa toplum kadınların üzerinde öyle bir etki hissettirir ki sundukları şeylerin maddi bir değeri yok gibidir üstüne üstlük ne kadar tutumlu olurlar ne kadar az şey talep ederlerse o kadar iyi bir eştirler.
Ama sundukları şeyler için para isterlerse ahlaki zaafiyet gösteriyorlardır ve karşılığında erkekten sevgi,şefkat,ilgi,bağlılık gibi şeyler beklemeye de fazla hakları yoktur.
Çok zengin bir erkekle evlenen bir kadınlar için düşünülen genel kanı da buna benzerdir.Kadın kendini şanslı saymalı;eşinin ilgisizliği,sadaktsizliği,evine ve ailesine vakit ayırmaması gibi aslında çok önemli sorunları görmezden gelebilmelidir.
Oysa bir kadın ,kadın olmasının gereği nedeniyle tüm bunlara hava ve su kadar ihtiyaç duyar ,bu ihtiyaçları giderilmediği halde evliliğini sürdürmeye çalışması aslında ciddi bir çalışma,özveri ve çaba gerektirir.Ama gelin görün ki bu çaba da ekonomik açıdan bir değere sahip değildir.Dayanamıyorum boşanmak istiyorum dediğinde ekonomik olarak eski standartları koruyamayacağı tehididiyle korkutulur veya sakinleştirilir.
Kurulan düzende elde ettikleri yetmezmiş gibi erkekler daha da ileri gitmekten çekinmez.Kadınların değerini gençlik ve güzelliğe endeksler,kendileri zenginleştikçe daha genç ve daha güzel bir kadın istemeye hakları olduğunu düşünürler.
Oysa bu kural kadın için yine işlemez.Güzel bir kadın eşini daha zengin biri için terk ettiğinde yine toplum onu ayıplar ve buna hakkı olmadığını düşünürler.
Bu haksız ve kadınlar aleyhine olan ilişkiler düzeni kadın erkek tüm toplum tarafından sorgulanmadan korunur ve sürdürülür.
Kadınlar bir eşleri olmadan toplumda kendilerini hep eksik hissettirilirler ; bir eşleri olması ve eşleriyle olan ilişkinin sürmesi için her türlü tavizi verir,vermek zorunda kalır.Eşleri olmayan kadınlar bu uğurda başkalarının eşlerini elinden almaya çalışmaktan bile çekinmezler.
Oysa erkekler arasında söylenmemiş sözlerden oluşan ve kendi düzenlerini muhafaza etmeye yönelik bir sistem vardır.Bir erkek her zaman para karşılığında çalışır ,sunduğu herşeyin bir maddi değeri vardır.
Seks sözkonusu olduğu zaman, seksin para ile takas edilmesi erkeklerin mantıklı buldukları birşeydir.Fakat bunu da kendi leyhlerine çevirip hemen şunu eklerler bir kadın seks için para istiyorsa kötü kadındır.Eşlerini ise kendilerine mali olarak bağımlı kılarken seks için dahil ona hiçbir hizmet için para ödemek zorunda hissetmezler.
Şimdi bu tabloya baktığım zaman şöyle düşünüyorum.Evlenmek erkek için mi yoksa kadın için mi daha avantajlıdır.Hiç şüphe yok ki erkek için daha avantajlı ve karlıdır.Belki de bu yüzden kadınların evlenmeleri için toplum düzeni bu kadar ısrarcıdır.Ne de olsa toplum düzeninin hizmet ettiği cins erkekler öyle değil mi?

Cuma, Mayıs 16, 2008

Bir hırsızlık olayı ve 155

Bu sabah(15 mayıs)apartmanımızda bir daireye hırsız girdiği farkedildi.Apartman yöneticisi saat 10:09 da cep telefonuyla hemen 155 i aradı ve hırsızlık olayını ve adresi bildirdi.Sonraki 1 saat içinde cereyan eden olaylar sırasıyla şöyle;

-155 i aradığımız cep telefonuna 3 kez çağrı bırakıldı.Telefon sadece 2 kez çalıp kapatıldığı için yanıt veremeden telefon kapanıyordu.Olayın paniği ile herkes hırsızlık yapılan dairenin önünde toplanmış konuşuyordu ve arayanın kim olduğunu merak etmek gibi bir durum ilgi alanımıza girmiyordu.Sonra tekrar telefon çaldı açtık ve karşımızda bir polis memuru.Telefonu çaldırıp çaldırıp kapatan polismiş!
-Yöneticiye ulaşması için polise farklı bir numara verdik.Ama polisin önceki çaldırıp kapatmalarından dolayı şüpheye düştük ,aramayacağını düşünüp kendimiz yöneticiyi haberdar ettik ve polisin numarasını verdik.Aynı hareketi bu arada polis yöneticinin cep telefonuna da yapmış!
-Yöneticimiz, polise olay yerine gelmelerini ve tespit yapmaları gerektiğini söyledi.Polisin yanıtını siz tahmin edin.Yanıt şu'sizin aracınız var mı gelip bizi alabilir misiniz?Biz gelemiyoruz'
-Saatler sonra polisler olay yerine gelmişler ve zavallı soyulan teyzeye demişler ki'ben bir polisim ve benim evime de hırsız girdi.Hem çalınan önemli birşey yok bu nedenle yapacak birşey de yok'

Kıssadan hisse aşağıdaki 1 mayısla ilgili mesaja bakın.Ülkesinin çalışan, işgören, üreten vatandaşına aşağıdaki uygulamayı hak gören polis.Bizim paramızla,vergilerimizle bize hizmet vermesi gereken ,koruması gereken güvenliğimizin bekçisi olan polis hırsızlar karşısında böyle aciz böyle cesaretlendirici böyle haksız ve vatandaşı mağdur ve kırgın hissettiren bir yaklaşıma sahip.

Yazıklar olsun.Bu ülkeyi bu duruma getirenlere,bu akılsızlığa, bu küçük düşürülmeye.

Ek bir not eklemek istiyorum.Üzerinde savaş uçaklarıyla ,askerleriyle ve helikopterleriyle boğaza demirlemiş ve montreux anlasmasini Cumhurbaskani ozel izniyle delip gecen Kralice'nin gemisine bir vatandas olarak razı değilim.Bunu da buradan protesto ediyorum.Buna hangi akıl hangi vicdan hangi vatan sevgisi ve ülkesine saygısı olan insan izin verir.Ben bir vatandaş oalrak razı değilim ve protesto ediyorum.Kimsenin bu konuyu konuşmamasına ve rahatsız olmamasına da hayretle, ibretle bakıyorum.
Madem Cumhurbaşkanı montrouex anlaşmasını delecek güce sahipti neden bu gücünü boğazlardan geçen gemilerden artık ücret alınmasına karar vermek için göstermedi.Geçen gemiler ve tankerlerden ,kılavuz bile almayan gemilerden dolayı geçmişte başımıza gelen olayları düşününce ne kadar risk altında olduğumuzu idrak etmek için dahi olmaya gerek yok.

Cumartesi, Mayıs 03, 2008

Yoksulluk ve Adaletsizliğe Hayır sözüne hükümetin yanıtı




Başbakan,İstanbul Valisi ve İstanbul emniyet müdürü istifa etmelidir.Olayları bilerek ve isteyerek bu noktaya taşıdılar ve gereksiz şiddet göstererek vatandaşın yükselen sesini susturup korkutmak için fırsat olarak kullandılar.
Kimse korkmuyor kimse yılmıyor boşuna umutlanmayın.Hepsinin hesabını tarihin önünde vereceksiniz.Bir gün gelecek bu ülke adaletli ve dürüst insanlar tarafından yönetilecek, siz ve sizin gibiler tarihten yokolup gidecek ve geri dönmemek üzere silineceksiniz.O gün yakındır.Adaleti sağlayamayan ve adaletten şüphe duyulmasına yolaçan bir hükümet , devletine de halkına da hükmedemez.

Cumartesi, Şubat 02, 2008

Anladık anladık yine suç sizde değil ,biz de !


Kaçak bir maytap atölyesi varmış hem de İstanbul'un göbeğinde ; bir gün birdenbire patlamış ve varlığını herkese ilan edivermiş.Sonra İstanbul Büyükşehir belediye başkanı ve istanbul valisi çıkmış halkın önüne demiş ki;
'İstanbul Büyükşehir Belediyesi, itfaiye kayıtlarında ve Zeytinburnu Belediyesinin kayıtlarında patlayıcı madde deposu veya imalathanesi olarak ruhsatlı bir yer bulunmadığını ifade eden Güler, burasının, "kaçak bir yer olduğunu ve maalesef zaman zaman böyle kaçakların olabildiğini" bildirdi.'
ne iş yaptığı ve ne işe yaradığı belli olmayan ,denetim denilen şeyden muaf olan ve bu nedenle aklına eseni yapan belediyelerden hiç bahsedilmemiş yine.
Bir de şu sözleri eklemiş ve kabahati vatandaşın omuzlarına yıkmaya çalışmışlar;
'Vatandaşları bu tip kaçak imalathaneleri ihbar etmeye çağıran Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da, binanın kaçak olduğunu herkesin bilmesine rağmen emniyet ya da itfaiyeye ihbar yapılmamasının yanlış olduğunu söyledi. '
Vatandaş ihbar etse sanki işlem yapacaklar sanki vatandaşı kaale alacaklar.Hem ne biliyoruz vatandaşın ihbarda bulunmadığını?
Ben bir vatandaş olarak gerçekten çok merak ediyorum ve şaşırıyorum neden diğer insanlar merak etmiyor ve yüksek sesle şu soruları neden sormuyor diye?
Belediye nedir,nasıl denetlenir,vatandaşlara zarar veren ,hayatını zorlaştıran hatta vatandaşın canına kasteden olaylarda belediyenin işini ihmal edişi ya da işini yapmayışı nasıl olur da böyle saçma sebeplere dayandırılabilir.Görevi denetim yapmak ve ruhsat vermek olan belediye ,kendi bölgesinde koskoca işmerkezinde kimin ne iş yaptığını bilmediğini hangi hakla dile getirebilir?
Biz kime oy veriyoruz ,neden oy veriyoruz,oy verdiğimiz insanları görevlerini yapmadığı ya da suistimal ettikleri için hemen görevden alabiliyor muyuz?
Belediyeler kendi bölgelerinde denetim yapıyorlar ama belediyeleri kim denetliyor?

Tekrar Maltepe belediyesine sesleniyorum buradan.Araçlarınızı carrefourun otoparkından çekin!

Tüm partiler,milletvekilleri ,meclis ve yerel seçimlere hazırlanan bütün adaylar size de sesleniyorum;belediye denilen bu saçmalık düzeltilmeldir,bıktık artık sizden ve vatandaşı aptal yerine koyan davranışlarınızdan.Belediye başkanı olmak şu anda ülkemizde en rahat konumda olmaktır.Çünkü yaptığınızı sorgulayan ,denetleyen hiçkimse yok,zaten gözönünde de değilsiniz ,medya peşinizde değil ,vatandaş ağızınızın içine bakmıyor.Eğer birgün maytap atölyesi patlatmazsanız halkın önüne çıkıp herhangi bir açıklama yapmak zorunda da kalmaz ,sessiz sessiz işlerinizi büyütürsünüz.Kimsenin de ruhu duymaz.Öyle mi?Öyle öyle...

Perşembe, Kasım 01, 2007

Hala vatandaşı hiçe saymakta ısrarcılar!

Düşünün ki binaların ruhsat iznini vermekten sorumlu bir makamın başkanısınız yani belediye başkanısınız.Bu durumda bölgenizdeki her yeni bina sizden izin almak zorunda ,dayanıklılığı,sağlamlığı,planı,çevreye uyumu ve otoparkı sizin onayınızla inşaa ediliyor.

Ama gelin görün ki burası Türkiye ve bu belediye AKP li bir belediye.O zaman ne olur? işte aşağıdaki fotoğraflarda olanlar olur.Koskoca belediye binası otoparksız ya da otoparkı kullanılamayacak şekilde inşaa edilir sonra o binada yıllarca oturulur ve geçiçi :) çözüm olarak carrefour alışveriş merkezinin otoparkı belediye otoparkıymış gibi kullanılır.

Vatandaş gelince park edecek yer bulamıyormuş ,gelip gelip geri dönüyormuş ,şikayetçi oluyormuş ne gam!
Ben belediyeyim vatandaşa hizmet etmem gerekiyor ,kurallarına uygun davranmam gerekiyormuş gibi bir bilinç yok.

Yani insana sormazlar mı kendisi ruhsata uygun olmayan bir binada oturan belediyenin izin verdiği binalar acaba ne kadar kurallara uygun , ne kadar sağlam?
Bu usulsüz inşaatların yapılmasından müteahitler ve belediye çalışanları nasıl menfaatler elde ediyor acaba diye meraka düşmez mi vatandaş?
Hem bu nasıl bir ülkedir ki belediye denetlenmez ya da denetleme mekanizması böylesine kördür?
Buradan çağırıyorum lütfen gelin şu Maltepe Belediyesi'ni tam anlamıyla bir teftiş edin ,denetleyin.Vatandaşın gözünün içine baka baka bunları yapanların gizli olarak neler yapmış olabileceğini hayal bile edemiyorum.

Aşağıdaki tüm fotoğraflar Carrefour Otoparkında 31 ekim 2007 saat ;16:30 da çekilmiştir.

Maltepe belediyesi zabıta araçları;













Resmi plakalı belediyeye ait bir araç;



Ve büyük ihtimalle Maltepe Belediye başkanı Fikri Köse'ye ait resmi araç;







Bu yazı, aşağıdaki yazışmalarla bağlantılıdır.

http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/10/maltepe-belediyesi-kendini-aslan-sanan.html
http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/03/maltepe-belediyesinin-carrefour-ile_01.html
http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/03/maltepe-belediyesinin-carrefour-ile.html

Cuma, Ekim 12, 2007

Ek açıklama yapmam gerekti ;çok ama çok üzgünüm

Aşağıdaki sözlerimi yazdıktan hemen sonrasında ülkemizde meydana gelen son gelişmeler sonucunda sözlerimin aslında ne kadar isabetli ve yerinde olduuğunu farkettim.
Kendini aslan sanan kedi yavrusu ne yazik ki artık sadece yerel yönetim için değil bu ülkede yaşayan hepimiz için geçerli duruma geldi.
Çok yazık!

Vatandaşımıza aslan gibi kükrerken ve dış ilişkilerimizde sesimizin çıkmasından korkuyoruz.Oysa ülkemize, vatandaşlarımıza hizmet etmemiz,hakkımızı korumamız, çocuklarımıza adaletli,güçlü bir ülkede ,ahlaklı ve ilkeli yetiştirecek ortamı sağlamamız gerekiyor.Biz ,bizi yönetenleri bizi korusunlar,haklarımızı gözetsinler bize hizmet etsinler diye seçiyoruz.Bizi kaderimize terketsinler,haklarımızı çiğnetsinler, bizi adaletsizliğe ve sömürüye mahkum edip ,elimizi kolumuzu bağlasınlar ,vatandaşlarından sesini çıkaranları korkutup sindirsinler,hizmet etmek isteyenleri de görevden alsınlar veya pasifize etsinler diye seçmiyoruz.

Uyanalım artık!

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Maltepe Belediyesi -kendini aslan sanan kedi yavrusu-

Demokrasi dersi vermeye kendini kaptırmış,demokrasiyi sandıktaki oy oranından alınan diktatörlük hakkı olarak gören iktidar partisinin alt kademelerinde yeralan basamaklarından olan yerel yönetimlerinden biri Maltepe belediyesi.
Ama gerçekte kendi bölgesinde kükrediğini sanan ,aslında miyavladığını bilmeyen zavallı bir kedi yavrusu.
Beldiye çalışanları ve zabıta çalışanları belediye binasının hemen yanındaki carrefour alışveriş merkezinin otoparkını kendi otoparkı gibi kullanıyor.Üstüne üstlük vatandaşların şikayetlerini dile getirmek ve aracını oradan çekmesini istemek için gelen carrefour yetkilisine de itiraz ediyor.Ve bu uyarıdan 2 saat sonra ellerinde kameralarla marketi basıp, 200 gr olması gereken ekmeği neden 250 gr değil diye suçluyor ve olmayan kabahati bulmaya çalışıyor.

Uyanın artık!Siz belediyesiniz ve vatandaşın oyuyla seçiliyorsunuz.Yani VATANADAŞA HİZMET ETMENİZ gerekiyor !Onların haklarını İHLAL ETMENİZ için oy verilmiyor size,hayatlarını zorlaştırmanız için de verilmiyor.Hakkını arayan vatanadaşı susturmanız değil saygıyla dinlemeniz gerekiyor.

Otopark girişinde neden bu zabıta araçları ,belediye araçları otoparkın içinde biz parkedemiyoruz diye yüksek sesle carrefour görevlisine sorduğumda ,sesimi duyan ve otoparktaki zabıta aracının içinde oturan 2 kişi ters ters bakışlarıyla bana bakıyorlardı.Hak ihlalini sorgulamak sanki en doğal hakkım değilmiş gibi.Sanki adaletsizlik ve zorbalık kabul edilmesi ,boyun eğilmesi gereken birşeymiş gibi.

Uyanın artık!Ve vatandaşa saygı duymayı ,minnet duymayı ,hizmet etmeyi ve o çok sevdiğiniz demokrasi ve cumhurun ne demek olduğunu öğrenin önce.



Bu mesaj asagidaki yazismalara istinaden gonderilmistir.
http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/03/maltepe-belediyesinin-carrefour-ile_01.html
http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/03/maltepe-belediyesinin-carrefour-ile.html

carrefoura gönderdiğim en son protesto mesajı

Maltepe Merkez Carrefour'u protesto ediyorum.

Protesto nedenleri ;

alisveris arabalarina konulan 1 ytl uygulamasi,kirli ve bozuk arabalarin da siraya konulmasi ve musteriyi onlari kullanmaya mecbur etmeniz,
alisveris merkezi otoparkini maltepe belediyesi calisanlarina ve zabitaya kullandirmaniz ve musteriyi magdur ederek araba park yeri icin dolastirmaniz,
yuz yuze yaptigim tum sikayetlere kayitsiz kalmaniz


marketinizdeki ;
- sebze-meyve,peynir,mutfak eşyaları,pirinc,makarna turu yiyecekler,kirtasiye urunleri,kisisel bakim urunleri alisverisime son veriyorum.
- sadece gunluk yumurta,sut ekmek vb... icin marketinizi bakkal gibi kullanacagim ve mumkun oldugunca alisveris arabasi kullanmayacagim.
Ayrica her alisverisimde almayacagim 3 farkli urunu de alisveris arabasina koyup kasada yukaridaki nedenlerle protesto etmek amacıyla bırakacagım.
isterseniz marketinizde adima kayitli carrefour kartimdan kontrol edebilirsiniz.

Elif Gökçe


Ek aciklama;Maltepe merkez carrefour'un kucuk bir mekanda hizmet veren en kucuk olcekli marketlerinden biridir.Bu nedenle yukaridaki kosullar musteriyi maksimumda rahatsiz etmektedir.

ayrintilar icin;

http://tr.wikipedia.org/wiki/Carrefour carrefour'a yonelik elestiri ve suclamalar

Carrefour'un çalışanlarına davranışı da çeşitli defalar eleştiri konusu oldu. Örneğin Doha, Katar'da, Filipinler gibi gelişmekte olan ülkelerden getirilen ucuz işçilerin çevreden tecrit edilmiş sitelerde sıkışık apartman dairelerine yerleştirilmeleri, pasaportlarına el koyulması, haftada 6 gün asgari ücretle çalıştırılmaları eleştirildi. 26 Haziran 2007'de, yanıltıcı reklam suçlamasıyla firma alayhine bir Fransız mahkemesinde dava açıldı. Dava sonucunda firmanın sistematik şekilde, stokları yetersiz miktarlardaki bazı ürünlerin reklamını yaptığı sabit görülerek 2 milyon Avro para cezasına çarptırıldı.


9 ekim 2007 de carrefour maltepe merkezde yaptığım protesto eylemi;
bugun carrefour maltepe merkeze gidip 1 ytl ye bir alisveris arabasi aldim.marketin icinde yaklasık 5 dk dolasip carrefour logolu urunleri ve bircok baska urunu de arabaya doldurdum ve danismaya gidip 1 ytl mi geri istiyorum cunku bu urunleri almaktan vazgectim dedim.
Bunu 1 Ytl uygulmasini , kirli ve tekerlekleri calsimayan bozuk arabalari musteriye kullandirtmalarini protesto etmek icin yaptigimi acikladim.
Tum urunleri tek tek dansimada arabadan bosalttilar ve arabayi siraya goturup 1 ytl mi cikarip bana verdiler.

Salı, Ekim 09, 2007

Carrefour'dan alisverisimi azaltacagim ve marketi protesto etmek istiyorum.Lutfen duyarli maltepe vatandaslari iseniz bu protestoya katilin.

Carrefour'a gönderdiğim mesaj;

Magazanizdaki hizmet kalitesi,1 ytl ile calisan alisveris arabalari ve park yeri hakkinda!

Maltepe merkez'in surekli musterilerinden biriyim.Ama son donemdeki alisveris sepetlerindeki degisiklikler, hizmet kalitenizdeki düşüş ve parkyerinzide devam etmekte olan sorunlar nedeniyle artik marketinizden olan alisverislerimi azaltacagimi ve eger gelirsem de araba almayacagimi ve max.5 parca alisveris yapacagimi bildirmek isterim.Bu mailimi de blogumda ve email listemde de yayinlayacagim .

Sebepleri;
-1 ytl ile calisan arabalarda uygulanmakta olan zihniyetiniz.Alisveris arabalari kirli bir sekilde siraya takiliyor ve arkadan gelen musteri o kirli arabayi almak ve temizlemek zorunda kaliyor.ama bu musterinin gorevi degildir!bizi arabalari duzene koymak icin calistirmayi hedeflerken ayni zamanda temizlikle de gorevlendirmeye calisan cok akilli magaza yonetimi sanirim baska marketi tercih edebilecegimizi gozardi etmis.dansimadaki yetkililere sikayetimi ilettigimde;
bu bizim sorunumuz degil musteri oyle yerlestiriyor arabayi diyebiliyor!
zaten gorevli o arabalari yerlesitirirken de icindekileri temizlemeden siraya koyuyordu ama o zaman biz temiz arabayi secip alabiliyorduk.simdi bu imkan kalmadi.eger bir arabada kirli bir parca gorursem kendim alamyacagim ve danismadaki gorevliden onlari almasini isteyecegim.
ayrica marketiniz cok mu az kazaniyor da iki adet araba toplayiciya verdigi maasi cok gordu.bu uygulamayi tam bir nankorluk ve degerbilmezlik olarak goruyorum.
Sadece kirli değil tekerlekleri çalışmayan bozuk ve arızalı arabaları da kullanımda tutmaktan çekinmiyorsunuz.
-Urunleriniz gerektigi sekilde yenilenmiyor ve bazi urunler gunlerce yerine konulmuyor.
-Park yerinizi musterilerinize degil belediye ve zabitalara kullandirmakta da sakinca gormuyor musterilerinize saygisizlik yapiyorsunuz.Belediye kendine ait koskoca belediye binasini otoparksiz insaa ederek yaptigi kanunsuzlugu insanlarin gozuonunde sergileyip utanmazken bir de vatandasin gunluk hayatini zorlastiriyor.Bir marketin de bir belediyenin de hizmet etmesi gereken Vatandastir.Birbirleri degildir.

Elif GOKCE



Maltepe belediyesi beyaz masaya gonderdigim mesaj;Bu mesaj asagidaki yazismalara istinaden gonderilmistir.
http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/03/maltepe-belediyesinin-carrefour-ile_01.html
http://venusunlezzetleri.blogspot.com/2007/03/maltepe-belediyesinin-carrefour-ile.html


Sayin beyaz masa yetkilisi,

1 mart 2007 tarihinde bana verdiginiz yanitin uzerinden tam olarak 7 ay 7 gun gecmistir.
hala neden se gecici diye nitelendirdiginiz cozum uygulanmaya devam etmektedir.

vatandasin park yerine neden park ediyor ve vatandasi zorluyorsunuz.
Gun icinde otoparkta her yer tika basa dolu ve ramazanda da vatandasa eziyet ediyorsunuz.bu dolulukta sizin ve zabitanin araclarinin payini da gormezden gelmek mumkun degildir.

Belediyeler vatandasa hizmet etmek icin vardir.bunu unutmayin ve vatandasa nankorluk etmeyin.

Elif GOKCE

Cumartesi, Temmuz 28, 2007

23 nisan tarihli yazımdan bir bölümü burada tekrar yayınlıyorum.Benim yaptığım bu şeyleri daha fazla insan yaparsa etkili oluruz sanırım.

Birey olarak yapabildiğimiz şeyler şu anda sadece mitinglere katılmak,blogumuzda yazmak ya da günlük hayatımızda bazen sözle bazen yazıyla gereken yerlerde fikir beyan etmekten öteye geçemiyor.Uzun zamandır bunlara başka birşeyi daha eklemiş bulunuyorum.Kendi karmamı temiz tutmak ,ülkeme ve Atatürk'ün izinde bir birey olmaya saygımı korumak amacıyla yapmakta olduğum birşey bu.
Mevcut iktidarla kol kola gezen,bu iktidara yakın olmaktan kazanç sağlamayı görev edinmiş ,savunuduğu eylem ve düşüncelerin ülkesine zarar verdiğini bile bile küreselcilik,ABD ,AB tarafında saf tutmayı tercih eden firmaların ,medyanın ve bireylerin ürünlerini satın almıyor,TV lerini izlemiyor,yazdıklarını okumuyorum.
Örneğin;Ülker'in hiçbir ürününü satın almıyorum,onların ürünlerini -colaturka,içim ayran- satan restoranlara gitmiyorum,zaten yıllardır coca cola,turkuaz içmiyorum,Doğan yayınevinde çıkan kitapları satın almıyor,D&R dan alışveriş etmiyor,KanalD,Kanal7,Samanyolu vb... kanalların haberlerini izlemiyorum.Hatta daha ileri gidiyor bu kanallardaki programlara sponsorluk yapan,reklam veren firmalardan alışveriş etmekten de mümkün olduğunca uzak duruyorum.
Kanaltürk'e,Art'ye,Skyturk'e kim reklam vermiş dikkatle takip ediyorum.Eğer mümkünse onlardan alışveriş edebilmek için aklımda tutuyorum.Faruk Saraç'ın Sarı Zeybek koleksiyonu gibi,Zeki Başeskioğlu'nun Güneşi Özledik'i gibi cesur çalışmalar ve tavırlar bekliyorum Türk firmalarından . Ayrıca Atatürkçü firmalar hangileridir,mevcut iktidarın tavırlarını kim onaylamıyor kimliklerini açıkça ilan etsinler ki onları rahatça bilelim, tercih edelim istiyorum.
Ve çok üzülüyorum.14 nisan mitingi sırasında ve sonrasında hiçbir firmanın,dükkanın camlarına bayrak asmamasından,Atatürkçü olduğunu ve mevcut iktidarın tavrını onaylamadığını ilan eden bir marka göremiyor olmaktan ,TUSIAD 'ın Tayyip Erdoğan'a cumhurbaşkanlığı konusunda takındığı tavırdan dolayı çok üzülüyorum.
Onları ayakta tutanların ,ürünlerini satın alanların, iktidar partisi değil ,vatandaş olduğunu ancak bu şekilde hatırlatabileceğimizi buradan herkese hatırlatmak istiyorum.

23 nisan hepimize kutlu olsun.23 nisan'ın Türk milletinin bağımsızlığını ilan etmesinin yıldönümü olduğunu unutmayalım.23 nisan'da yapılan konuşmanın hepimizin içini yeniden coşkuyla doldurması için aşağıdaki satırları bir kez daha okuyalım.

http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/kb5.htm
23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı.Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.
Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.
Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, Istanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum. Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

Pazar, Haziran 10, 2007

Manipülatif ve bezdiren bir mekan;pinhan






Yaklaşık 1 yıl önce ve Küçükyalı sahilyolunda nikah salonunun hemen yanında açılan bir restoran-cafe pinhan.Açıldığından beri bir gidip görelim demiş ama düne kadar gitmemiştik.

5 katlı bu büyük restoran oldukça süslü döşenmiş ve zengin menüsü vardı.Ancak gelen yemeklerin kalitesi hayalkırıklığı yarattı bizde.Kuzu bonfile,fener balığı kavurma ve 4.5 yaşındaki kızım için urfa kebabı sipariş ettik.Ortaya da bir salata istedik.Menüde salata 5 ytl idi ve sayfanın üst kısmında kuver 2 ytl yazıyordu.

Urfa kebabı resmen hindi eti ile hazırlanmıştı ,içinde kırmızı et ya eser miktarda ya da hiç yoktu.Oysa menüde bununla ilgili bir açıklama bulunmuyordu.Biz de doğal olarak kebabın kırmızı etten yapılmış olduğunu varsaymıştık :)Bizim yemeklerimiz ise vasat olarak niteleyebileceğimiz bir kalitede idi.

Hesap geldi.Kuver 2 ytl değil 6 ytl yazılmıştı.Çünkü kişi başı 2 ytl alınmıştı.Ve buna 4,5 yaşındaki kızım da dahildi :)Ortaya istediğimiz salata ise kuşkuya yer bırakmayacak şekilde 1 kişilik demiş olmamıza karşın duble fiyatlandırılmış ve 10 ytl yazılmıştı.

Böylece yemeklerimize eklenen kuver ve salata sürprizi ile birlikte yükselen tuhaf faturayı ödeyip akşamımızı kendimizi kandırılmış hissederek sonlandırdık ve çıkışta gördük ki hayalkırıklığımız daha bitmemiş.
Çıkıştaki kapının önüne geldik ,otomatik olduğunu varsaydığımız kapı nedense açılmamşıtı.O sırada kızım arka taraftaki oyun parkına bakacağım deyince kapıdan uzaklaştık ve ona yöneldik.Kapıya tekrar döndüğümüzde 5 yaşlarındaki bir erkek çocuğunun kapıyı yana doğru iterek yavaş yavaş açtığını gördük.Aaa kapı otomatik değilmiş derken ,nasıl olur ki diye bakarken kapı birden hızlıca yana doğru açıldı ve zavallı küçük çocuğun kolu araya sıkıştı.Biz dehşet içinde donup kaldık, eşim hızla kapıyı tuttu ve hafifçe aralayarak çocuğun kolunu sıkıştığı yerden çıkardı.O sırada annesi babası koşarak geldiler ve çocuğa buz verin buz verin diye garsonlara doğru yöneldiler.Çocuk avaz avaz ağlarken tek bir görevli bile kapıya gelip konuyla ilgilenmedi.Anne babanın arkadaşı olan bir çift merakla geldi onlara durumu açıkladık ve mekandaki hatalı ve çalışmayan kapının sorumlu olduğunu mutlaka mekanı şikayet etmeleri gerektiğini söyledik.
Gecemiz böylece iyice bir moral bozukluğu ile tamamlanmış oldu.

Bu arada bu mekan nikah salonunun girişindeki otoparkı da istila etmiş durumda ve nikah salonuna gelen araçlara diyorlar ki burasi pinhan'a ait lütfen 100 metre ileriye parkedin.
Ama 100 metre ileride başka bir parkyeri mi var,yola mı parkedeceğiz ne yapacağız biz soruları eşliğinde insanlar şaşırmış bir şekilde geri dönüyorlar.Bu nedenle birçok nikah misafirinin nikahı kaçırdığına eminim.
Sonuç olarak pinhan,maltepe belediyesi'nin vatandaşına yaptığı eziyetlere eklenen yeni bir mekandır.Gitmeden önce iki kere düşünün.

Pazartesi, Mayıs 21, 2007

Yeni blog

Deneysel bir çalışma nedeniyle yeni bir yemek blogu açmış bulunuyorum.
lütfen yeni tarifler için Venüs lezzeti adlı blogumu ziyaret ediniz.

Selamlar ve sevgiler,
Elif

Pazar, Mayıs 20, 2007

Yerfıstıklı Kurabiye


Kurabiye etkinliği için hazırladığım yerfıstıklı kurabiyler sunduğum herkes tarafından çok sevildi.Görüntüsü itibarıyle çok renkli ve süslü olmasa da lezzeti çok güzel,ilk denemenizde bile çok beğenildiği için mutfağınızdaki klasikler arasına girebilir.

Yerfıstıklı Kurabiye



Malzemeler;

8 yemek kaşığı tereyağı
3/4 cup yerfıstığı ezmesi
1/2 cup şeker
1/2 cup kahverengi şeker
1 yumurta
1 çaykaşığı vanilya
1 cup un
1 çaykaşığı karbonat
1/3 çaykaşığı ile tuz

- Tereyağı ve şekeri krema kıvamına gelene kadar iyice çırpın.
- Fıstık ezmesini ekleyin ,karıştırın.
- Yumurtayı ekleyin iyice çırpıp karıştırın.
- Un,vanilya,tuz ve karbonatı bir kabın içine eleyin ve karıştırın.
- Sıvı karışımı ekleyip yoğurma aparatı ile karıştırın.Hamur biraz yumuşak ve sıvı gibi görünebilir ama bu normaldir.
- Hamuru buzdolabına kaldırın en az 30 dk bekletin.
- Fırınınızı 180 C ye ayarlayın.
- Hamurdan birer tatlı kaşığı kadar alıp yuvarlayın,yağlanmış fırın tepsisine sırayla ve aralarında 2 cm kadar boşluk kalacak şekilde yerleştirin.
- Bir çatal alıp her bir hamurun üzerine bir dik bir de yatay olarak bastırarak dekoratif bir görünüm verin.
- Fırının ısısını -turbo ise -150 C ye düşürün ve kurabiyelerinizi 15-19 dakika pişirin.
-Kurabiyelerinizi fırından çıkarın ve ılık olarak servis yapın.
- Başka bir seçenek ise ;Kurabiyelerinizi sıcakken pudra şekerine bulayıp sonra servis yapabilirsiniz.

Cumartesi, Mayıs 12, 2007

Kızarmış sebze rulosu ve sebzeli sandviç



Uzun zamandır yeni tarif yayınlamıyordum çünkü yemek pişirme saatlerim genellikle akşam saatleri oluyor ve kameramla çektiğim fotoğraflar güneş battıktan sonra ışık yetersiz olduğu için güzel çıkmıyor.Fotoğraf makinesinde böyle bir sorun yaşamıyorum ama onu da yaklaşık bir ay önce düşürüp ekranını kırdığım için kullanamıyorum.Servisten ne zaman gelecek hala meçhuldeyiz.
Bugün gün ışığında yemek pişirdiğim için hemen fotoğrafladım ama sandviçi hazırlayana kadar yine güneş batışına yaklaştığımız için o biraz karanlık çıktı.

Kızarmış sebze rulosu ve sebzeli sandviç ;
1 adet kabak
1 adet patlıcan
1 adet kırmızı biber
100 gr keçi peyniri
4 adet sarmısak
1 adet domates
1/4 limon suyu
1 küçük kase sıvıyağ

Kızarmış sebzeler için;
-Fırını ızgara veya turbo ayarına getirip 180 C ye ısıtın.
-Kabak ve patlıcanı 1/2 cm kalınlığında uzunlamasına dilimleyin.
-Biberi her iki ucundan keserek temizleyin ve ikiye bölün.
-Tüm sebzeleri kasenin içindeki sıvıyağa sırayla batırarak her yanını yağlayıp fırın tepsisine dizin.
-Sebzelerin üzerini deniz tuzu ile tatlandırın.
-Fırında her iki tarafını da 15 er dakika pişirin.

Rulolar için;
-50 gr peyniri küçük parçalara ayırın.
-2 adet sarmısağı çok küçük dilimleyin.
-Bir adet kızarmış kabağı bir tabağın içine alın
-Uç kısmına peynirli karışımı yerleştirin
-Bir dilim kızarmış biberi üzerine yerleştirin
-Kabağı rulo yapacak şekilde sarıp servis tabağına aktarın.
-Tüm kabak dilimlerini bu şekilde hazırladıktan sonra her bir rulonun üzerine çok az limon suyu ekleyin.


Sebzeli sandviç için;
-Ekmeği ortadan ikiye kesin.
-Patlıcan dilimlerini ve biberleri sırayla yerleştirin.
-Üzerine 2 adet sarmısağı küçük dilimler halinde doğrayıp serpiştirin.
-Domatesi dilimleyip sarmısakların üzerine yerleştirin biraz tuz ekleyin.
-İnce dilimler halinde keçi peynirini hazırlayıp domateslerin üzerine düzgünce sıralayın.
-Tüm malzemelerin üzerine çok az limon suyu ,bir çay kaşığı nar ekşisi ve biberli zeytinyağ ile lezzetlendirin.

Pazartesi, Nisan 23, 2007

14 nisan mitingi ve sonrasında yaşananlar


14 nisan 'da Ankara'da yapılan mitingle ilgili düşüncelerini yayınlayan bu mitingi destekleyen bloglara son günlerde bir 'anonim' yazar akını başladı.Nerede bir miting yazısı görseler hemen oraya bu eylemi küçümseyen ,işe yaramayacağını ima eden yorumlar bırakıyorlar.Kimdir,nedir belli değil adı üzerinde işte 'Anonim'.
Bu kişilerin anonim kalmasını son derece normal karşılıyorum çünkü bireysellik ve birey olma kavramı ile tanışmadıkları için kimliklerini açıklamak gereği de cesareti de onların uzağında kalıyor.
Bir de hukuka aykırı ,anayolları miting alanı gibi kullanan afişleri var.Kimse sesini çıkarmıyor bu afişlere nedense,birkaç şikayet mesajı gönderdim belediyeye yanıt bile vermediler,savcılar ise öyle bakıyorlar ve hiçbirşey yapmıyorlar.Oysa siyasi içeriği olan bu afişlerin yayınlanması yasal değil.ADD ve medya neden bu afişlerin indirilmesi için mücadele vermiyor buradan sormak istiyorum?Hergün o afişlerin bulunduğu caddelerden geçmek beni çok incitiyor ve rahatsız ediyor.
Herneyse, miting sonrası yaşananlardan sonra birkaç düşüncemi burada paylaşmak istiyorum.Birey olarak yapabildiğimiz şeyler şu anda sadece mitinglere katılmak,blogumuzda yazmak ya da günlük hayatımızda bazen sözle bazen yazıyla gereken yerlerde fikir beyan etmekten öteye geçemiyor.Uzun zamandır bunlara başka birşeyi daha eklemiş bulunuyorum.Kendi karmamı temiz tutmak ,ülkeme ve Atatürk'ün izinde bir birey olmaya saygımı korumak amacıyla yapmakta olduğum birşey bu.
Mevcut iktidarla kol kola gezen,bu iktidara yakın olmaktan kazanç sağlamayı görev edinmiş ,savunuduğu eylem ve düşüncelerin ülkesine zarar verdiğini bile bile küreselcilik,ABD ,AB tarafında saf tutmayı tercih eden firmaların ,medyanın ve bireylerin ürünlerini satın almıyor,TV lerini izlemiyor,yazdıklarını okumuyorum.
Örneğin;Ülker'in hiçbir ürününü satın almıyorum,onların ürünlerini -colaturka,içim ayran- satan restoranlara gitmiyorum,zaten yıllardır coca cola,turkuaz içmiyorum,Doğan yayınevinde çıkan kitapları satın almıyor,D&R dan alışveriş etmiyor,KanalD,Kanal7,Samanyolu vb... kanalların haberlerini izlemiyorum.Hatta daha ileri gidiyor bu kanallardaki programlara sponsorluk yapan,reklam veren firmalardan alışveriş etmekten de mümkün olduğunca uzak duruyorum.
Kanaltürk'e,Art'ye,Skyturk'e kim reklam vermiş dikkatle takip ediyorum.Eğer mümkünse onlardan alışveriş edebilmek için aklımda tutuyorum.Faruk Saraç'ın Sarı Zeybek koleksiyonu gibi,Zeki Başeskioğlu'nun Güneşi Özledik'i gibi cesur çalışmalar ve tavırlar bekliyorum Türk firmalarından . Ayrıca Atatürkçü firmalar hangileridir,mevcut iktidarın tavırlarını kim onaylamıyor kimliklerini açıkça ilan etsinler ki onları rahatça bilelim, tercih edelim istiyorum.
Ve çok üzülüyorum.14 nisan mitingi sırasında ve sonrasında hiçbir firmanın,dükkanın camlarına bayrak asmamasından,Atatürkçü olduğunu ve mevcut iktidarın tavrını onaylamadığını ilan eden bir marka göremiyor olmaktan ,TUSIAD 'ın Tayyip Erdoğan'a cumhurbaşkanlığı konusunda takındığı tavırdan dolayı çok üzülüyorum.
Onları ayakta tutanların ,ürünlerini satın alanların, iktidar partisi değil ,vatandaş olduğunu ancak bu şekilde hatırlatabileceğimizi buradan herkese hatırlatmak istiyorum.

23 nisan hepimize kutlu olsun.23 nisan'ın Türk milletinin bağımsızlığını ilan etmesinin yıldönümü olduğunu unutmayalım.23 nisan'da yapılan konuşmanın hepimizin içini yeniden coşkuyla doldurması için aşağıdaki satırları bir kez daha okuyalım.

http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/kb5.htm
23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı.Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.
Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.
Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, Istanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum. Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

Salı, Nisan 17, 2007

Tüketiciye niteliksiz ve kalitesiz mal satanları kınıyorum

Geçtiğimiz Ekim ayında Coccolat Kızıltoprak'a gitmiştik.Hayvan şekilli kurabiye kalıpları, yuvarlak çeşitli boylardaki kalıpları ve minik kek kalıplarından görünce birkaç çeşidinden aldık .Hatta atları sevdiği için kızıma bir de at şekillisinden almıştım.
Sonra eve geldiğimde yıkayıp temizlemek istedim ertesi gün kullanacağımı düşünmüştüm.Ama ertesi gün bulaşık makinesini açtığımda istisnasız bütün kalıpların tüm kıvrımlarının kahverengi pas ile kaplandığını gördüm.Sonra kağıt havluyla daha sonra mutfak havlusuyla ve bilimum başka temzilik maddeleri ve minik fırçalarla temizlemeye çalıştım ama kar etmedi.Hepsi pas içindeydi.Paslanmaz çelikten yapılması gereken kalıpların hepsi de tenekeden ya da paslanabilir başka birşeyden yapılmıştı :( Ve kendimi gerçekten kandırılmış hissettim.
Bir kez bile hiçbirini kullanamadım ama haksızlığa uğradığım ,kandırıldığımı hissettiğim için de uzun zamandır içimde kaldı.Böylesine kalitesiz ve niteliksiz bir malzemeyi hangi nedenle para karşılığında satmaya tenezzül etmişler anlamak mümkün değil.Bedavaya bile verse insan vermeye utanır.Ayrıca son derece sağlıksız ve riskli.
Aslında buraya bu konuyu yazmayacaktım.Ama kendilerine konuyla ilgili şikayetimi içeren bir email göndermeme karşın bırakın özür dilemeyi yanıt bile vermediklerinden bloga da yazmaya karar verdim.
Buradan istemedğim şeyler etiketli yazılarıma ekliyor ve bu konuyu kapatıyorum.

Bir baharat ;limon otu

Taze baharatları marketlerde bulmaya başladığımız için çok memnunum .Hatta bazen yeni bir baharatla bile karşılaşıyorum.Limon otu da onlardan biri oldu.
Limon otu adı gibi limonlu bir tada sahip.Yemeklerinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz özellikle limon ya da limon kabuğu içeren tariflerle çok güzel uyum sağlayabilir.Çiğ olarak yenilebilecek bir niteliği de var bu nedenle salatalarda yeralabilir.Ben bugün pişirdiğim makarna sosunun için ekledim çok güzel oldu.

Pazar, Nisan 15, 2007

Coşkulu bir Cumhuriyet mitingi yaşandı.14 nisan'da bir bütün olarak tüm kalbimizle,ruhumuzla ve aklımızla Ankara'daydık.




14 nisan hakkındaki haberlere ne yazık ki her yerden ulaşamıyorsunuz.Çünkü haber kaynaklarının birçoğu ya korkak,ya satılık ya da bastırılmış durumda.Bu nedenle bazı haber linklerini buraya ekliyorum.

http://www.skyturk.tv/news.jsp?c=1&newsId=64476

http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=13975

http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=13954

http://www.kanalturk.com.tr/13976/anıtkabir

Perşembe, Nisan 12, 2007

Kısır



Bugüne kadar birçok farklı kısır tarifi ile karşılaştım.Tadına baktıklarım arasında en çok beğendiğim kısırı, bankada çalışırken yemiştim.Çaycılık yapan Sakine hanımın bize öğle tatilinde hazırladığı bir kısırdı .Aslında tarifini sormuştum ama şimdi hiç hatırlamıyorum.Aklımda kalmamasının nedeni sanırım yemek pişirmekle o zaman pek ilgilenmiyor oluşum.Ancak hatırladığım tek şey esmer bulgur kullandığı ve nar ekşisiyle limonu bir arada kullandığıydı.Sağolsun hem çok becerikliydi hem de çok severek yapıyordu ki o kadar lezzetli oluyordu.Ellerine sağlık diyorum her ne kadar burada ondan bahsettiğimi okumuyor olsa da.
Bir süre önce Sahrap Soysal'ın bir kısır tarifini buldum ve denemeye karar verdim.Temel olarak tarifteki tek bir ilkeyi aldım geri kalan kısmını ise Sakine hanım'dan hatırladığım kısırı gözümün önüne getirmeye çalışarak kendim geliştirdim.Sonuç mükemmel oldu.
Lezzeti değiştiren ve mükemmelleştiren ilke ise şu;
Kurusoğanı ve salçayı önceden zeytinyağında kavurmak.

Kısır
Mazlemeler;
1 su bardağı ince bulgur
1 çorba kaşığı salça
1 adet kuru soğan -tercihen kırmızı soğan-
8 adet taze soğan
1/3 demet maydanoz
Çok az dereotu
3 adet taze biber
1 adet limon
1/2 çay bardağı nar ekşisi
zeytinyağı
3 adet salatalık
tuz
pul biber
8 adet minik kurutulmuş biber

-Soğanı piyazlık doğrayın.
-Taze biberleri doğrayın.
-Bir tencerede zeytinyağını ısıtın.
-Soğanı ve biberleri ekleyip kavurun.
-Salçayı ekleyin.Karıştırın.
-Bulguru soğuk suyla yıkayıp süzün.Tencereye ekleyin.Karıştırın.Tuzunu ekleyin.
-Üzerine limon suyunun yarısını,nar ekşisini ,kurutulmuş biberleri,pul biberi ve 1 su bardağı kadar kaynar suyu ekleyin.Karıştırın.Kapağını kapatın.
-Çok kısık ateşte bulgur yumuşayıp suyunu çekene kadar pişirin.
-Salatalıkları yarım daire şeklinde kabuğunu soymadan doğrayın.
-Taze soğan,maydanoz,dereotunu ince ince doğrayın.
-Bir salata kasesine tüm yeşillikleri ekleyin.
-Pişirdiğiniz bulgurlu karışımı üzerine kaşıkla yavaş yavaş ekleyin.
-Tuz,zeytinyağı,limon suyunun kalan kısmını damak tadınıza göre ayarlayıp ekleyin.
-İyice karıştırıp servis yapın.

Kısır ve diğer salataların en önemli noktasından biri bence tuz,yağ,limon dengesini iyi ayaralayabilmekten geçiyor.Herhangi biri fazla ya da eksik olduğunda lezzeti hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar çok değişiyor.