Birey olarak yapabildiğimiz şeyler şu anda sadece mitinglere katılmak,blogumuzda yazmak ya da günlük hayatımızda bazen sözle bazen yazıyla gereken yerlerde fikir beyan etmekten öteye geçemiyor.Uzun zamandır bunlara başka birşeyi daha eklemiş bulunuyorum.Kendi karmamı temiz tutmak ,ülkeme ve Atatürk'ün izinde bir birey olmaya saygımı korumak amacıyla yapmakta olduğum birşey bu.
Mevcut iktidarla kol kola gezen,bu iktidara yakın olmaktan kazanç sağlamayı görev edinmiş ,savunuduğu eylem ve düşüncelerin ülkesine zarar verdiğini bile bile küreselcilik,ABD ,AB tarafında saf tutmayı tercih eden firmaların ,medyanın ve bireylerin ürünlerini satın almıyor,TV lerini izlemiyor,yazdıklarını okumuyorum.
Örneğin;Ülker'in hiçbir ürününü satın almıyorum,onların ürünlerini -colaturka,içim ayran- satan restoranlara gitmiyorum,zaten yıllardır coca cola,turkuaz içmiyorum,Doğan yayınevinde çıkan kitapları satın almıyor,D&R dan alışveriş etmiyor,KanalD,Kanal7,Samanyolu vb... kanalların haberlerini izlemiyorum.Hatta daha ileri gidiyor bu kanallardaki programlara sponsorluk yapan,reklam veren firmalardan alışveriş etmekten de mümkün olduğunca uzak duruyorum.
Kanaltürk'e,Art'ye,Skyturk'e kim reklam vermiş dikkatle takip ediyorum.Eğer mümkünse onlardan alışveriş edebilmek için aklımda tutuyorum.Faruk Saraç'ın Sarı Zeybek koleksiyonu gibi,Zeki Başeskioğlu'nun Güneşi Özledik'i gibi cesur çalışmalar ve tavırlar bekliyorum Türk firmalarından . Ayrıca Atatürkçü firmalar hangileridir,mevcut iktidarın tavırlarını kim onaylamıyor kimliklerini açıkça ilan etsinler ki onları rahatça bilelim, tercih edelim istiyorum.
Ve çok üzülüyorum.14 nisan mitingi sırasında ve sonrasında hiçbir firmanın,dükkanın camlarına bayrak asmamasından,Atatürkçü olduğunu ve mevcut iktidarın tavrını onaylamadığını ilan eden bir marka göremiyor olmaktan ,TUSIAD 'ın Tayyip Erdoğan'a cumhurbaşkanlığı konusunda takındığı tavırdan dolayı çok üzülüyorum.
Onları ayakta tutanların ,ürünlerini satın alanların, iktidar partisi değil ,vatandaş olduğunu ancak bu şekilde hatırlatabileceğimizi buradan herkese hatırlatmak istiyorum.
23 nisan hepimize kutlu olsun.23 nisan'ın Türk milletinin bağımsızlığını ilan etmesinin yıldönümü olduğunu unutmayalım.23 nisan'da yapılan konuşmanın hepimizin içini yeniden coşkuyla doldurması için aşağıdaki satırları bir kez daha okuyalım.
http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/kb5.htm
23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı.Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.
Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.
Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, Istanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum. Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.
Cumartesi, Temmuz 28, 2007
Pazar, Haziran 10, 2007
Manipülatif ve bezdiren bir mekan;pinhan
Yaklaşık 1 yıl önce ve Küçükyalı sahilyolunda nikah salonunun hemen yanında açılan bir restoran-cafe pinhan.Açıldığından beri bir gidip görelim demiş ama düne kadar gitmemiştik.
5 katlı bu büyük restoran oldukça süslü döşenmiş ve zengin menüsü vardı.Ancak gelen yemeklerin kalitesi hayalkırıklığı yarattı bizde.Kuzu bonfile,fener balığı kavurma ve 4.5 yaşındaki kızım için urfa kebabı sipariş ettik.Ortaya da bir salata istedik.Menüde salata 5 ytl idi ve sayfanın üst kısmında kuver 2 ytl yazıyordu.
Urfa kebabı resmen hindi eti ile hazırlanmıştı ,içinde kırmızı et ya eser miktarda ya da hiç yoktu.Oysa menüde bununla ilgili bir açıklama bulunmuyordu.Biz de doğal olarak kebabın kırmızı etten yapılmış olduğunu varsaymıştık :)Bizim yemeklerimiz ise vasat olarak niteleyebileceğimiz bir kalitede idi.
Hesap geldi.Kuver 2 ytl değil 6 ytl yazılmıştı.Çünkü kişi başı 2 ytl alınmıştı.Ve buna 4,5 yaşındaki kızım da dahildi :)Ortaya istediğimiz salata ise kuşkuya yer bırakmayacak şekilde 1 kişilik demiş olmamıza karşın duble fiyatlandırılmış ve 10 ytl yazılmıştı.
Böylece yemeklerimize eklenen kuver ve salata sürprizi ile birlikte yükselen tuhaf faturayı ödeyip akşamımızı kendimizi kandırılmış hissederek sonlandırdık ve çıkışta gördük ki hayalkırıklığımız daha bitmemiş.
Çıkıştaki kapının önüne geldik ,otomatik olduğunu varsaydığımız kapı nedense açılmamşıtı.O sırada kızım arka taraftaki oyun parkına bakacağım deyince kapıdan uzaklaştık ve ona yöneldik.Kapıya tekrar döndüğümüzde 5 yaşlarındaki bir erkek çocuğunun kapıyı yana doğru iterek yavaş yavaş açtığını gördük.Aaa kapı otomatik değilmiş derken ,nasıl olur ki diye bakarken kapı birden hızlıca yana doğru açıldı ve zavallı küçük çocuğun kolu araya sıkıştı.Biz dehşet içinde donup kaldık, eşim hızla kapıyı tuttu ve hafifçe aralayarak çocuğun kolunu sıkıştığı yerden çıkardı.O sırada annesi babası koşarak geldiler ve çocuğa buz verin buz verin diye garsonlara doğru yöneldiler.Çocuk avaz avaz ağlarken tek bir görevli bile kapıya gelip konuyla ilgilenmedi.Anne babanın arkadaşı olan bir çift merakla geldi onlara durumu açıkladık ve mekandaki hatalı ve çalışmayan kapının sorumlu olduğunu mutlaka mekanı şikayet etmeleri gerektiğini söyledik.
Gecemiz böylece iyice bir moral bozukluğu ile tamamlanmış oldu.
Bu arada bu mekan nikah salonunun girişindeki otoparkı da istila etmiş durumda ve nikah salonuna gelen araçlara diyorlar ki burasi pinhan'a ait lütfen 100 metre ileriye parkedin.
Ama 100 metre ileride başka bir parkyeri mi var,yola mı parkedeceğiz ne yapacağız biz soruları eşliğinde insanlar şaşırmış bir şekilde geri dönüyorlar.Bu nedenle birçok nikah misafirinin nikahı kaçırdığına eminim.
Sonuç olarak pinhan,maltepe belediyesi'nin vatandaşına yaptığı eziyetlere eklenen yeni bir mekandır.Gitmeden önce iki kere düşünün.
Pazartesi, Mayıs 21, 2007
Yeni blog
Deneysel bir çalışma nedeniyle yeni bir yemek blogu açmış bulunuyorum.
lütfen yeni tarifler için Venüs lezzeti adlı blogumu ziyaret ediniz.
Selamlar ve sevgiler,
Elif
lütfen yeni tarifler için Venüs lezzeti adlı blogumu ziyaret ediniz.
Selamlar ve sevgiler,
Elif
Pazar, Mayıs 20, 2007
Yerfıstıklı Kurabiye
Kurabiye etkinliği için hazırladığım yerfıstıklı kurabiyler sunduğum herkes tarafından çok sevildi.Görüntüsü itibarıyle çok renkli ve süslü olmasa da lezzeti çok güzel,ilk denemenizde bile çok beğenildiği için mutfağınızdaki klasikler arasına girebilir.
Yerfıstıklı Kurabiye
Malzemeler;
8 yemek kaşığı tereyağı
3/4 cup yerfıstığı ezmesi
1/2 cup şeker
1/2 cup kahverengi şeker
1 yumurta
1 çaykaşığı vanilya
1 cup un
1 çaykaşığı karbonat
1/3 çaykaşığı ile tuz
- Tereyağı ve şekeri krema kıvamına gelene kadar iyice çırpın.
- Fıstık ezmesini ekleyin ,karıştırın.
- Yumurtayı ekleyin iyice çırpıp karıştırın.
- Un,vanilya,tuz ve karbonatı bir kabın içine eleyin ve karıştırın.
- Sıvı karışımı ekleyip yoğurma aparatı ile karıştırın.Hamur biraz yumuşak ve sıvı gibi görünebilir ama bu normaldir.
- Hamuru buzdolabına kaldırın en az 30 dk bekletin.
- Fırınınızı 180 C ye ayarlayın.
- Hamurdan birer tatlı kaşığı kadar alıp yuvarlayın,yağlanmış fırın tepsisine sırayla ve aralarında 2 cm kadar boşluk kalacak şekilde yerleştirin.
- Bir çatal alıp her bir hamurun üzerine bir dik bir de yatay olarak bastırarak dekoratif bir görünüm verin.
- Fırının ısısını -turbo ise -150 C ye düşürün ve kurabiyelerinizi 15-19 dakika pişirin.
-Kurabiyelerinizi fırından çıkarın ve ılık olarak servis yapın.
- Başka bir seçenek ise ;Kurabiyelerinizi sıcakken pudra şekerine bulayıp sonra servis yapabilirsiniz.
Cumartesi, Mayıs 12, 2007
Kızarmış sebze rulosu ve sebzeli sandviç
Uzun zamandır yeni tarif yayınlamıyordum çünkü yemek pişirme saatlerim genellikle akşam saatleri oluyor ve kameramla çektiğim fotoğraflar güneş battıktan sonra ışık yetersiz olduğu için güzel çıkmıyor.Fotoğraf makinesinde böyle bir sorun yaşamıyorum ama onu da yaklaşık bir ay önce düşürüp ekranını kırdığım için kullanamıyorum.Servisten ne zaman gelecek hala meçhuldeyiz.
Bugün gün ışığında yemek pişirdiğim için hemen fotoğrafladım ama sandviçi hazırlayana kadar yine güneş batışına yaklaştığımız için o biraz karanlık çıktı.
Kızarmış sebze rulosu ve sebzeli sandviç ;
1 adet kabak
1 adet patlıcan
1 adet kırmızı biber
100 gr keçi peyniri
4 adet sarmısak
1 adet domates
1/4 limon suyu
1 küçük kase sıvıyağ
Kızarmış sebzeler için;
-Fırını ızgara veya turbo ayarına getirip 180 C ye ısıtın.
-Kabak ve patlıcanı 1/2 cm kalınlığında uzunlamasına dilimleyin.
-Biberi her iki ucundan keserek temizleyin ve ikiye bölün.
-Tüm sebzeleri kasenin içindeki sıvıyağa sırayla batırarak her yanını yağlayıp fırın tepsisine dizin.
-Sebzelerin üzerini deniz tuzu ile tatlandırın.
-Fırında her iki tarafını da 15 er dakika pişirin.
Rulolar için;
-50 gr peyniri küçük parçalara ayırın.
-2 adet sarmısağı çok küçük dilimleyin.
-Bir adet kızarmış kabağı bir tabağın içine alın
-Uç kısmına peynirli karışımı yerleştirin
-Bir dilim kızarmış biberi üzerine yerleştirin
-Kabağı rulo yapacak şekilde sarıp servis tabağına aktarın.
-Tüm kabak dilimlerini bu şekilde hazırladıktan sonra her bir rulonun üzerine çok az limon suyu ekleyin.
Sebzeli sandviç için;
-Ekmeği ortadan ikiye kesin.
-Patlıcan dilimlerini ve biberleri sırayla yerleştirin.
-Üzerine 2 adet sarmısağı küçük dilimler halinde doğrayıp serpiştirin.
-Domatesi dilimleyip sarmısakların üzerine yerleştirin biraz tuz ekleyin.
-İnce dilimler halinde keçi peynirini hazırlayıp domateslerin üzerine düzgünce sıralayın.
-Tüm malzemelerin üzerine çok az limon suyu ,bir çay kaşığı nar ekşisi ve biberli zeytinyağ ile lezzetlendirin.
Pazartesi, Nisan 23, 2007
14 nisan mitingi ve sonrasında yaşananlar

14 nisan 'da Ankara'da yapılan mitingle ilgili düşüncelerini yayınlayan bu mitingi destekleyen bloglara son günlerde bir 'anonim' yazar akını başladı.Nerede bir miting yazısı görseler hemen oraya bu eylemi küçümseyen ,işe yaramayacağını ima eden yorumlar bırakıyorlar.Kimdir,nedir belli değil adı üzerinde işte 'Anonim'.
Bu kişilerin anonim kalmasını son derece normal karşılıyorum çünkü bireysellik ve birey olma kavramı ile tanışmadıkları için kimliklerini açıklamak gereği de cesareti de onların uzağında kalıyor.
Bir de hukuka aykırı ,anayolları miting alanı gibi kullanan afişleri var.Kimse sesini çıkarmıyor bu afişlere nedense,birkaç şikayet mesajı gönderdim belediyeye yanıt bile vermediler,savcılar ise öyle bakıyorlar ve hiçbirşey yapmıyorlar.Oysa siyasi içeriği olan bu afişlerin yayınlanması yasal değil.ADD ve medya neden bu afişlerin indirilmesi için mücadele vermiyor buradan sormak istiyorum?Hergün o afişlerin bulunduğu caddelerden geçmek beni çok incitiyor ve rahatsız ediyor.
Herneyse, miting sonrası yaşananlardan sonra birkaç düşüncemi burada paylaşmak istiyorum.Birey olarak yapabildiğimiz şeyler şu anda sadece mitinglere katılmak,blogumuzda yazmak ya da günlük hayatımızda bazen sözle bazen yazıyla gereken yerlerde fikir beyan etmekten öteye geçemiyor.Uzun zamandır bunlara başka birşeyi daha eklemiş bulunuyorum.Kendi karmamı temiz tutmak ,ülkeme ve Atatürk'ün izinde bir birey olmaya saygımı korumak amacıyla yapmakta olduğum birşey bu.
Mevcut iktidarla kol kola gezen,bu iktidara yakın olmaktan kazanç sağlamayı görev edinmiş ,savunuduğu eylem ve düşüncelerin ülkesine zarar verdiğini bile bile küreselcilik,ABD ,AB tarafında saf tutmayı tercih eden firmaların ,medyanın ve bireylerin ürünlerini satın almıyor,TV lerini izlemiyor,yazdıklarını okumuyorum.
Örneğin;Ülker'in hiçbir ürününü satın almıyorum,onların ürünlerini -colaturka,içim ayran- satan restoranlara gitmiyorum,zaten yıllardır coca cola,turkuaz içmiyorum,Doğan yayınevinde çıkan kitapları satın almıyor,D&R dan alışveriş etmiyor,KanalD,Kanal7,Samanyolu vb... kanalların haberlerini izlemiyorum.Hatta daha ileri gidiyor bu kanallardaki programlara sponsorluk yapan,reklam veren firmalardan alışveriş etmekten de mümkün olduğunca uzak duruyorum.
Kanaltürk'e,Art'ye,Skyturk'e kim reklam vermiş dikkatle takip ediyorum.Eğer mümkünse onlardan alışveriş edebilmek için aklımda tutuyorum.Faruk Saraç'ın Sarı Zeybek koleksiyonu gibi,Zeki Başeskioğlu'nun Güneşi Özledik'i gibi cesur çalışmalar ve tavırlar bekliyorum Türk firmalarından . Ayrıca Atatürkçü firmalar hangileridir,mevcut iktidarın tavırlarını kim onaylamıyor kimliklerini açıkça ilan etsinler ki onları rahatça bilelim, tercih edelim istiyorum.
Ve çok üzülüyorum.14 nisan mitingi sırasında ve sonrasında hiçbir firmanın,dükkanın camlarına bayrak asmamasından,Atatürkçü olduğunu ve mevcut iktidarın tavrını onaylamadığını ilan eden bir marka göremiyor olmaktan ,TUSIAD 'ın Tayyip Erdoğan'a cumhurbaşkanlığı konusunda takındığı tavırdan dolayı çok üzülüyorum.
Onları ayakta tutanların ,ürünlerini satın alanların, iktidar partisi değil ,vatandaş olduğunu ancak bu şekilde hatırlatabileceğimizi buradan herkese hatırlatmak istiyorum.
23 nisan hepimize kutlu olsun.23 nisan'ın Türk milletinin bağımsızlığını ilan etmesinin yıldönümü olduğunu unutmayalım.23 nisan'da yapılan konuşmanın hepimizin içini yeniden coşkuyla doldurması için aşağıdaki satırları bir kez daha okuyalım.
http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/kb5.htm
23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı.Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.
Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.
Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, Istanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum. Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.
Salı, Nisan 17, 2007
Tüketiciye niteliksiz ve kalitesiz mal satanları kınıyorum
Geçtiğimiz Ekim ayında Coccolat Kızıltoprak'a gitmiştik.Hayvan şekilli kurabiye kalıpları, yuvarlak çeşitli boylardaki kalıpları ve minik kek kalıplarından görünce birkaç çeşidinden aldık .Hatta atları sevdiği için kızıma bir de at şekillisinden almıştım.
Sonra eve geldiğimde yıkayıp temizlemek istedim ertesi gün kullanacağımı düşünmüştüm.Ama ertesi gün bulaşık makinesini açtığımda istisnasız bütün kalıpların tüm kıvrımlarının kahverengi pas ile kaplandığını gördüm.Sonra kağıt havluyla daha sonra mutfak havlusuyla ve bilimum başka temzilik maddeleri ve minik fırçalarla temizlemeye çalıştım ama kar etmedi.Hepsi pas içindeydi.Paslanmaz çelikten yapılması gereken kalıpların hepsi de tenekeden ya da paslanabilir başka birşeyden yapılmıştı :( Ve kendimi gerçekten kandırılmış hissettim.
Bir kez bile hiçbirini kullanamadım ama haksızlığa uğradığım ,kandırıldığımı hissettiğim için de uzun zamandır içimde kaldı.Böylesine kalitesiz ve niteliksiz bir malzemeyi hangi nedenle para karşılığında satmaya tenezzül etmişler anlamak mümkün değil.Bedavaya bile verse insan vermeye utanır.Ayrıca son derece sağlıksız ve riskli.
Aslında buraya bu konuyu yazmayacaktım.Ama kendilerine konuyla ilgili şikayetimi içeren bir email göndermeme karşın bırakın özür dilemeyi yanıt bile vermediklerinden bloga da yazmaya karar verdim.
Buradan istemedğim şeyler etiketli yazılarıma ekliyor ve bu konuyu kapatıyorum.
Sonra eve geldiğimde yıkayıp temizlemek istedim ertesi gün kullanacağımı düşünmüştüm.Ama ertesi gün bulaşık makinesini açtığımda istisnasız bütün kalıpların tüm kıvrımlarının kahverengi pas ile kaplandığını gördüm.Sonra kağıt havluyla daha sonra mutfak havlusuyla ve bilimum başka temzilik maddeleri ve minik fırçalarla temizlemeye çalıştım ama kar etmedi.Hepsi pas içindeydi.Paslanmaz çelikten yapılması gereken kalıpların hepsi de tenekeden ya da paslanabilir başka birşeyden yapılmıştı :( Ve kendimi gerçekten kandırılmış hissettim.
Bir kez bile hiçbirini kullanamadım ama haksızlığa uğradığım ,kandırıldığımı hissettiğim için de uzun zamandır içimde kaldı.Böylesine kalitesiz ve niteliksiz bir malzemeyi hangi nedenle para karşılığında satmaya tenezzül etmişler anlamak mümkün değil.Bedavaya bile verse insan vermeye utanır.Ayrıca son derece sağlıksız ve riskli.
Aslında buraya bu konuyu yazmayacaktım.Ama kendilerine konuyla ilgili şikayetimi içeren bir email göndermeme karşın bırakın özür dilemeyi yanıt bile vermediklerinden bloga da yazmaya karar verdim.
Buradan istemedğim şeyler etiketli yazılarıma ekliyor ve bu konuyu kapatıyorum.
Bir baharat ;limon otu
Limon otu adı gibi limonlu bir tada sahip.Yemeklerinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz özellikle limon ya da limon kabuğu içeren tariflerle çok güzel uyum sağlayabilir.Çiğ olarak yenilebilecek bir niteliği de var bu nedenle salatalarda yeralabilir.Ben bugün pişirdiğim makarna sosunun için ekledim çok güzel oldu.
Pazar, Nisan 15, 2007
Coşkulu bir Cumhuriyet mitingi yaşandı.14 nisan'da bir bütün olarak tüm kalbimizle,ruhumuzla ve aklımızla Ankara'daydık.


14 nisan hakkındaki haberlere ne yazık ki her yerden ulaşamıyorsunuz.Çünkü haber kaynaklarının birçoğu ya korkak,ya satılık ya da bastırılmış durumda.Bu nedenle bazı haber linklerini buraya ekliyorum.
http://www.skyturk.tv/news.jsp?c=1&newsId=64476
http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=13975
Perşembe, Nisan 12, 2007
Kısır
Bugüne kadar birçok farklı kısır tarifi ile karşılaştım.Tadına baktıklarım arasında en çok beğendiğim kısırı, bankada çalışırken yemiştim.Çaycılık yapan Sakine hanımın bize öğle tatilinde hazırladığı bir kısırdı .Aslında tarifini sormuştum ama şimdi hiç hatırlamıyorum.Aklımda kalmamasının nedeni sanırım yemek pişirmekle o zaman pek ilgilenmiyor oluşum.Ancak hatırladığım tek şey esmer bulgur kullandığı ve nar ekşisiyle limonu bir arada kullandığıydı.Sağolsun hem çok becerikliydi hem de çok severek yapıyordu ki o kadar lezzetli oluyordu.Ellerine sağlık diyorum her ne kadar burada ondan bahsettiğimi okumuyor olsa da.
Bir süre önce Sahrap Soysal'ın bir kısır tarifini buldum ve denemeye karar verdim.Temel olarak tarifteki tek bir ilkeyi aldım geri kalan kısmını ise Sakine hanım'dan hatırladığım kısırı gözümün önüne getirmeye çalışarak kendim geliştirdim.Sonuç mükemmel oldu.
Lezzeti değiştiren ve mükemmelleştiren ilke ise şu;
Kurusoğanı ve salçayı önceden zeytinyağında kavurmak.
Kısır
Mazlemeler;
1 su bardağı ince bulgur
1 çorba kaşığı salça
1 adet kuru soğan -tercihen kırmızı soğan-
8 adet taze soğan
1/3 demet maydanoz
Çok az dereotu
3 adet taze biber
1 adet limon
1/2 çay bardağı nar ekşisi
zeytinyağı
3 adet salatalık
tuz
pul biber
8 adet minik kurutulmuş biber
-Soğanı piyazlık doğrayın.
-Taze biberleri doğrayın.
-Bir tencerede zeytinyağını ısıtın.
-Soğanı ve biberleri ekleyip kavurun.
-Salçayı ekleyin.Karıştırın.
-Bulguru soğuk suyla yıkayıp süzün.Tencereye ekleyin.Karıştırın.Tuzunu ekleyin.
-Üzerine limon suyunun yarısını,nar ekşisini ,kurutulmuş biberleri,pul biberi ve 1 su bardağı kadar kaynar suyu ekleyin.Karıştırın.Kapağını kapatın.
-Çok kısık ateşte bulgur yumuşayıp suyunu çekene kadar pişirin.
-Salatalıkları yarım daire şeklinde kabuğunu soymadan doğrayın.
-Taze soğan,maydanoz,dereotunu ince ince doğrayın.
-Bir salata kasesine tüm yeşillikleri ekleyin.
-Pişirdiğiniz bulgurlu karışımı üzerine kaşıkla yavaş yavaş ekleyin.
-Tuz,zeytinyağı,limon suyunun kalan kısmını damak tadınıza göre ayarlayıp ekleyin.
-İyice karıştırıp servis yapın.
Kısır ve diğer salataların en önemli noktasından biri bence tuz,yağ,limon dengesini iyi ayaralayabilmekten geçiyor.Herhangi biri fazla ya da eksik olduğunda lezzeti hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar çok değişiyor.
Yakut Tatlısı
Bu tatlının hazırlaması çok kolay lezzeti ise oldukça tatmin edici.Servis yapmadan bir gece önce hazırlayıp buzdolabında bekletirseniz tadı daha yerine oturuyor bu nedenle pişirdikten sonra hemen yerseniz beğenmeyebilirsiniz.
Pratik,fazla vakit almayan ve aynı zamanda lezzetli bir tatlı arayışımın sonucu oluşturduğum kişisel bir tariftir.
Yakut tatlısı
Malzemeler;
3 su bardağı un
2 adet yumurta
6 yemek kaşığı irmik
1 su bardağı şeker
50 gr tereyağ
Pratik,fazla vakit almayan ve aynı zamanda lezzetli bir tatlı arayışımın sonucu oluşturduğum kişisel bir tariftir.
Yakut tatlısı
Malzemeler;
3 su bardağı un
2 adet yumurta
6 yemek kaşığı irmik
1 su bardağı şeker
50 gr tereyağ
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 su bardağı ceviziçi
Şerbeti ;
500 gr şeker
1/2 litre su
1/3 limon
-Karıştırma kabının içinde yumurtayı ve şekeri iyice çırpın.
Şerbeti ;
500 gr şeker
1/2 litre su
1/3 limon
-Karıştırma kabının içinde yumurtayı ve şekeri iyice çırpın.
-Tereyağını ekleyin krema kıvamına gelinceye kadar karıştırın.
-İrmik,kabartma tozu ve 2 su bardağı unu ekleyin karıştırın.
-Üçüncü su bardağı unu yavaş yavaş ekleyin ve karışım sürülebilir kıvama gelince un eklemeye son verin.Çünkü hepsini eklemeniz gerekmeyebilir.
-Yağlanmış fırın kabına karışımın yarısını elinizle veya bir kaşıkla yarım cm kalınlığında döşeyin.Elinizi veya kaşığınızı yağa batırırsanız bu işlemi daha kolay yapabilirsiniz.
-Eğer bu işlem size zor gibi göründüyse direkt kalıba dökerek yaymak için hamurunuzu un ekleme aşamasında biraz daha likit bırakabilirsiniz ama asla kek hamuru kadar sıvı olmamalı.
-Ceviz içini robot veya havan ile iri parçalar haline getirin.
-Karışımın üzerini cevizle kaplayın.
-Hamurun kalan kısmını üzerine kapatın.
-180 C fırında 30-40 dk pişirin.
Kekiniz fırında pişerken şerbeti hazırlayabilirsiniz.
Kekiniz fırında pişerken şerbeti hazırlayabilirsiniz.
Şerbeti;
-Suyu ve şekeri çelik bir tencerede karıştırın ve ocakta kaynamaya bırakın.
-15 dk sonra 1/3 limonun suyunu içine sıkın ve kabuğunu da içine atın.
-10 dk kadar sonra kabuğu içinden çıkarın ve çok kısık ateşte şerbeti sıcak şekilde tutun.
-Fırından çıkardığınız keki küçük kareler oluşturacak şekilde hemen dilimleyin.
-Üzerine çok sıcak durumdaki şerbeti dökün.
-Sıcak fırının içine tekrar kabınızı koyup ısıyı 100 C ye düşürün.
-15 dk sonra fırını tamamen kapatın ve soğuyana kadar tatlınızı orada bırakın.
-Tamamen soğduktan sonra buzdolabında saklayın.
-En az 3 saat bekletip sonra servis yapın.
Acılı lezzetler
Acılı kıymalı spagetti
Acılı lezzetler tariflerime bir başka makarna çeşidini ekliyorum.Yeniden tarif vermeye gerek görmüyorum çünkü daha önceki tonbalıklı makarnam ile aynı tarife sahip.Sadece bunda tonbalığı yerine kıyma koyuyorsunuz ve bu kez zeytin eklemiyorsunuz .Olay bundan ibaret.Acı seviyorsanız ve bu iki tarifimden herhangi birini hala denemediyseniz çok şey kaçırdınız demektir benden söylemesi.
Etiketler:
Acılı lzezzetler,
Benim tariflerim
Kırmızı Muz
Pazartesi, Nisan 09, 2007
Pazartesi, Nisan 02, 2007
5 yıldızlı bir şef gibi

Dünyanın 1 numaralı ve ünlü şeflerin kullandigi mutfak eşyaları artık Türkiye'de.
Ürün fotoğrafları ve ayrıntılı bilgi için;
StaubPaul Bocuse,Dominique Tougne gibi ünlü seflerin tercihi olan Staub mutfak esyalari artik Gourmet Mutfakta.Dökme demirden yapilan ve orjinal Fransiz olan Staub estetik açidan kusursuz ,kalite açisindan 1.sinif olan bir prestij markasi.
Perşembe, Mart 29, 2007
Acı Sos
Acılı lezzetler başlıklı tarifler dizime bir sos ile devam etmek istiyorum.Bu sosun kıvamı çok koyu, sürülebilecek kadar yoğun.Dayanıklı olması ve beklerken kurumaması için üzerine zeytinyağı ekledim.Bir seferde yapıp hemen bitirecekseniz yağ ilave etmenize gerek kalmayacaktır.
Malzemeler;
30 adet çok acı biber
15 adet küçük domates
15 adet sarmısak
tuz
-Tüm malzemeleri birlikte robotta çekin.
-Fırın kabına boşaltın.
-190 C lik fırında 45 dk kadar pişirin.
-Cam kavanoz ya da kaseye boşaltın üzerine çok az zeytinyağı ekleyip karıştırın.
Kahveli ve çikolatalı kek
Bu tarifin kaynağı Pelin'in Mutfağından sevgili arkadaşımız Pelin.Gerçekten çok güzel bir tarif .Küçük bir kek kalıbı kullandığım için malzemeleri biraz azaltarak kullandım ama kahve tadını sevdiğim için kahve miktarını aynı tuttum.İçerikte yaptığım sadece iki değişiklik var.İlki kekin içine damla çikolatalar eklemek ,ikincisi ise üzerini farklı bir sosla kaplamak oldu.
Kek hamurunun tarifine yukarıda verdiğim linkten ulaşabilirsiniz ben sadece kullandığım miktardaki mazlemeleri yazacağım.
Malzemeler;
2 yumurta
2 çorba kaşığı tereyağ
2 çorba kaşığı sıvıyağ
1 1/4 su bardağı şeker
2/3 su bardağı ılık su
2 çorba kaşığı nescafe
2 çorba kaşığı damla çikolata
1 1/2 su bardağı un
1/2 paket kabartma tozu
Çikolata sosu;
150 gr siyah çikolata
150 gr krema
Çikolata ve kremayı çok kısık ateşte çikolata eriyene kadar ısıtıyor ve çırpma teli ile karıştırıyorsunuz.Sosu dökerken kekin ılık, sosun sıcak ve likit durumda olmasına dikkat edin.
Çarşamba, Mart 28, 2007
Börek içi için deneysel bir çalışma
Genel olarak tüm böreklerde kullanılabilecek bir iç hazırladım.Bugün itibariyle ilk denememi yufkayla yaptım.Ama milföy veya elde açılmış börek hamuruyla da rahatlıkla kullanılabilir.Önceden pişirildiği için garnitür veya makarna sosu için bir seçenek olabilir.Ancak bu şekilde değerlendirecekseniz çırpılmış 1 adet yumurta ile içeriğini biraz zenginleştirmenizde fayda olabilir bu durumda salamları doğrayarak içine en son eklemeniz daha uygun olacaktır.
Pırasalı börek içi;
3 adet pırasa
1 adet soğan
1 adet havuç
2 yemek kaşığı krema
5 dilim salam
tuz
sıvıyağ
-Soğanı ince yarım piyazlık doğrayın.
-Pırasayı önce boyuna bir şekilde 2 ye sonra her bir yarım parçayı tekrar boyuna ikiye kesin.
-1 cm lik parçalar halinde pırasaları doğrayın.
-Havucu rendeleyin.
-Bir tencerede 2 yemek kaşığı sıvıyağı ısıtın.Üzerine soğanları ekleyip yumuşayıncaya kadar kavurun.
-Üzerine havucu ve doğranmış pırasaları ekleyin,karıştırarak 5 dk kadar pişirin.
-Kapağını kapatıp kısık ateşte 3 dk daha pişirin.
-Üzerine kremayı ekleyip 3 dk daha pişirdikten sonra ocağı kapatın.
-Ilık duruma gelince kullanabilirsiniz.
-Börekiçinin üzerini salam dilimleri ile kaplıyorsunuz.
Salı, Mart 27, 2007
Jamaika usulü acılı bir tarif
Acılı yemekler konusunda yeni tarifleri her zaman merak ederim.En son izlediğim yemek programında böyle bir tarifle karşılaşınca hemen denemeye karar verdim.
Bu bir jamaika yemeği ve fena da değil ama bir daha yaparmıyım pek emin değilim.Deneysel çalışmalar yapmak istiyorsanız size bir seçenek olabilir.Acılı olması mutlaka gereklidir diyebileceğim bir tarif olduğunu düşünmüyorum .Bu nedenle acı eklemeseniz de tadından çok şey kaybetmeyecektir.Tarifte kodbalığı diyordu ama ben mezgit kullandım.
Jamaica usulü Kodbalıklı hamurlu kızartma
1 cup un
2 çay kaşığı sarmısak tozu
1 çay kaşığı kabartma tozu
tuz
1 adet habanero biberi
1 domates
3 adet taze soğan
1 adet yumurta
250 gr kodbalığı
1/4 cup su
Kızartmak için sıvıyağ -Domatesi,taze soğanları,biberi ve balıkları küçük küçük doğrayın.
-Yumurtayı iyice çırpın.
-Unu,kabartma tozunu,sarmısak tozunu bir kapta karıştırın.
-Tüm malzemeleri ve tuzu üzerine ekleyin.Karıştırın.
-Suyu ekleyin ve elinizle yoğurup şekil verecek bir kıvamda hamur haline getirin.
-Bu aşamada tarifte yok ama iki çorba kaşığı kadar sıvı yağ eklemenizin hamura şekil vermek ve yoğurmak için yardımcı olabilir.Çünkü şekillendirme aşamasında elimi sıvıyağa batırıp şekil verdiğimde daha kolay şekil aldığını farkettim.Aksi takdirde çok yapışkan oluyor.
-Hamurdan küçük toplar yapıp kızgın yağda kızartıp sıcak olarak servis yapın.
Buharda pişirme sepeti ve alternatif bir kullanım şekli
Dolma pişirirken dolma adedi az olduğunda tencerede sıkı bir şekilde yerleştirmek veya pişerken dağılmalarından endişelenmek beni hep rahatsız ederdi.Bir de dolmaların lezzetinin yemeğin suyuna geçmesi nedeniyle de lezzet kaybına uğradığını düşünürdüm.Bu sefer onalrı farklı bir yöntemle sabitlemeyi denedim ve pişirme sepetinin içine rahatça yerleştirdim.Hem sıkı sıkı dizmek zorunda kalmadım hem de tüm lezzeti içinde kaldı.Ben sonuçtan memnun kaldım belki denemek isteyen olur diye de bloga ekliyorum.İki temel noktaya dikkat etmek gerekiyor.Birincisi,sepetinizin ayaklı olanlardan olması ve tencerenin dibine değmemesi.İkincisi,tencere kapağınızın çok sıkı olması gerekiyor ya da folyo ile tencerenin üzerini kapattıktan sonra kapağı kapatmanız gerekiyor ki pişirme sırasında buhar kaybı olmasın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
